<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>UslaNMaZ BLoG &#187; Dini Bilgiler</title>
	<atom:link href="http://www.uslanmazbilisim.com/blog/category/dini-bilgiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog</link>
	<description>Yaralandım ama ölmedim anne .. !</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2010 15:49:26 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Menzil &#8211; Tovbe &#8211; Tevbe &#8211; 8 Şart</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe-8-sart.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe-8-sart.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 22:09:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[8 kez fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[8 şart]]></category>
		<category><![CDATA[adab]]></category>
		<category><![CDATA[fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[fatihayı şerife]]></category>
		<category><![CDATA[hatme nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[hatme nedir]]></category>
		<category><![CDATA[küçük vird]]></category>
		<category><![CDATA[mursid rabıtası]]></category>
		<category><![CDATA[mürşit rabıtası]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl sofi olunur]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tarikat alınır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tevbe alırım]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tevbe edilir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tövbe alırım]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tövbe edilir]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm rabıtası]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta edebleri]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta edepleri]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tarikat almak]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe nasıl edilir]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe sartları]]></category>
		<category><![CDATA[tevbenin 8 şartı]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe şartları]]></category>
		<category><![CDATA[tövbede 8 şart]]></category>
		<category><![CDATA[tövbenin 8 şartı]]></category>
		<category><![CDATA[vird]]></category>
		<category><![CDATA[vird adabı]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[SEKİZ ŞART
Tevbe alan kimse sekiz şarti yapmazsa hiç bir fayda görmez. 
SEKİZ ŞARTIN YAPILIŞ ŞEKLİ 
1- Tevbe niyetiyle abdest almak abdest azalarını yıkarken bu azalar ile işlemiş olduğu günahlarını hatırlayarak ALLAH (c.c.)&#8217;dan mağfiret olunması için yalvarır.
2- Tevbe niyetiyle boy abdesti almak, ben vücudumun kirini su ile yıkadım temizledim. Ya Rabbi sen de ilahi nurunla benim kalbimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SEKİZ ŞART</p>
<p>Tevbe alan kimse sekiz şarti yapmazsa hiç bir fayda görmez. <span id="more-722"></span></p>
<p>SEKİZ ŞARTIN YAPILIŞ ŞEKLİ </p>
<p>1- Tevbe niyetiyle abdest almak abdest azalarını yıkarken bu azalar ile işlemiş olduğu günahlarını hatırlayarak ALLAH (c.c.)&#8217;dan mağfiret olunması için yalvarır.</p>
<p>2- Tevbe niyetiyle boy abdesti almak, ben vücudumun kirini su ile yıkadım temizledim. Ya Rabbi sen de ilahi nurunla benim kalbimin zûlümatım temizle ve beni affet diye yalvarır.</p>
<p>3- Tevbe niyetiyle istihare namazı kılmak iki rekat olan istihare namazının birinci rekatında Fatiha&#8217;dan sonra &#8220;Kafinin&#8221; sûresi, ikinci rekatında Fa-tiha&#8217;dan sonra &#8220;İhlas&#8221; sûresi okumalıdır. Bilinmiyorsa bilinen sûrelerle namazını kılar.</p>
<p>4- Tevbeyi 3 kere tekrarlamak Kalb ve lisanen: &#8220;Ya Rabbi yapmış olduğum bütün günahlardan ben pişmanim, keşke yapmasaydım. inşALLAH bir daha yapmayacağım&#8221; der ve bunu 3 defa tekrarlar. Gözler kapatılır ve adabın sonuna kadar açılmaz.</p>
<p>5- 25 Estağfirullah demek Dil ile hafifçe söylenir. Bu istiğfar huzuru kalble ve günahlarından pişmanlık sebebiyle içi yanarak yapılmalıdır.</p>
<p>6- 8 Fatihayı Şerife okumak Kalbin pasının gittiğini, sadatın himmetiyle ilahi feyzi kabule hazır bir hal aldığını düşünerek sadatlann himmetini celbetmek için tek tek sekiz Fatiha&#8217;yı okur ve aşağıda yazılı yerlere hediye eder.</p>
<p>Her Fatiha&#8217;yı evvela Peygamberimiz (s.a.v.) ve alî ve ashabının (r.a.) ruhlarına hediye eder. İlave olarak her Fatiha&#8217;ya kendi numara sırasında yazılanları söyler. Hediye sırasına göre isimler: 1- Şah-i Nakşibend (k.s.) Şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani (k.s.) 2- Abdulhalik Gücduvani (k.s.) İmam-ı Rabbani (k.s.) 3- Şeyh Mevtana Halid Zülcenaheyn (k.s.) Şeyh Seyyid Abdullah (k.s.) 4- Şeyh Seyyid Taha (k.s.) Seyyid Sıbğatullah Arvasi (k.s.) 5- Şeyh Abdurrahman-i Tahi (k.s.) Şeyh Fethullah (k.s.) 6- Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s.) Şeyh Ahnied Haznevi (k.s.) 7- Şeyh Seyyid Abdulhakim Hüseyni (k.s.) Şeyh Sultan Seyyid Muhammed Raşid (k.s.) Hazretlerinin ruhlarina ve 8- Şeyh Seyyid Abdulbaki (k.s.) Hazretlerinin ruhaniyetine hediye edilir. İsimleri ezbere bilenler ezberinden söyler.</p>
<p>Bilmeyenler: Bize sekiz şart talimatı verilirken söylenen isimlere hediye ettik derler. Gözlerini açıp isimleri kağıttan okumazlar. Talimatı verenin, 8 Fatiha&#8217;nm hediye edildiği isimleri tevbe edene tek tek söylemesi lazımdır. Hediyeden sonra: Ya Resullah (s.a.v.) Al ve Ashabı (r.a.): Kalbimin huşu ve huzuru için mürşidime &#8220;Emir&#8221; buyurmanızı niyaz ederim der; Sonra sadatlara dönerek Ya Sadatın ervahları, kalbimin huşu ve huzuru için mürşidimden &#8220;Rica&#8221; da bulunmanızı niyaz ederim diye yalvarır.</p>
<p>7- ÖLÜM RABITASI Fatihaların hediyesinden sonra feyzin geldiğini kabul eder, lakin kalbin bu feyzi almasına mani (mal, evlat gibi) unsurlar olduğunu düşünerek, bunların vesvesesinden kurtulmak için ölümünü tefekkür eder. Yani yatağında ölmek üzere can çekiştiğini düşünür ve bunu fırsat bilen şeytanın imanını çalmak için baş ucunda hazır olduğunu hisseder. Mal, akraba ve çocuklarından şeytanın vesveselerine karşı yardım ister fakat yardım göremez.</p>
<p>Bunun üzerine bir rabıta ile sa-datın himmetinin son nefeste kendisine ulaştığını ve şeytanın defolduğunu tefekkür eder. Bu rahatlık içinde ruhunu Azrail (a.s.)&#8217;a teslim ettiğini düşünür. Sonra insanların cesedini yıkadığını, kefenlediklerini, namazını kıldıklarını ve kendisine dua ettiklerini düşünür. ALLAH dilerse duaları kabul eder, dilerse etmez düşüncesiyle iyice içtenlikle Rabbine sığınır.</p>
<p> Sonra tabutunun kabristana gittiğini ve insanların kendisini kabre bırakarak dostlarının üstüne toprak serptiklerini düşünür. Sonra dostları ayrılır ve sorgu melekleri gelir .&#8221;Suallerin cevabını ancak ALLAH&#8217;ın yardımı ve Sadatın himmetiyle cevaplandırmak mümkündür. Anlaşilan odur ki; dünya ve ahirette insani ancak ve ancak ALLAH sevgisi ve Sadatlann himmeti kurtarabilir. Onun için insan kalbini sadata çevirmelidir.</p>
<p>8- MÜRŞID RABITASI Bu rabıta sırasında üstadı gayet azametli ve heybetli olarak hayal etmek gerekir. Sofi şeyhin kendisini reddetme korkusu ve kabul etme ümidi ile medet iste-&#8217;yen bir kalble mürşidini rabıta eder.</p>
<p>Kendisini mürşidinin huzurunda tasavvur eder. Mürşidin şeklini (ru-haniyetini) hayalen gözönüne getirir. Hayalinde canlandırdığı mürşidinin iki kaşı arasında çıkan çok beyaz ve şeffaf süt gibi bir nurun ve feyzin kalbine veya ağzına aktığını sonra genişleyerek, o nurun ve feyzin bütün vücudunu kapladığını düşünür. Letaiflerine mürşidinden nisbet getirmeye çalışır. Bu şekilde on-onbeş dakika bekler. Kafi miktarda oturduğuna kanaat getirip kalkacağı sırada, adabı yaparken yapmış olabileceği hata ve noksanları için 25 estağfirullah söyler, sünnet üzere yatar.</p>
<p>SEKİZ ŞARTIN EDEPLERİ</p>
<p>* Tarikat alan bir kimse sekiz şarti yapmamiş ise, yapmasi için zorlanmaz.<br />
* Şartlar yatsi ile sabah namazi arasinda yapilmalidir. Çok zaruret varsa gündüz de yapilabilir. Bu gece yapmaya hiç imkani olmayanlar içindir.<br />
* Şartlar, tevbe alindigi günün gecesi yapilmalidir veya ilk firsat buldugu gece yapmalidir.<br />
* Şartlari yapan kimsenin gusülden sonra güneş dogana kadar konuşmasi, yemesi yasaktir. Oruç tutanlar sahur yemegi yiyebilir. Unutarak konuşulur ve yenilirse bir şey lazim gelmez. Namaz kilabilirler.<br />
* Şartlar yapilirken bilerek bir kusur, noksanlik yapilmişsa ikinci bir defa şartlari yapmalidir.<br />
* Şartlari yaparken Fatiha&#8217;yi bilmeyenlere gerek namaz esnasinda gerek Sadatlara hediye edilecegi zaman yaninda oturan kimse yüksek sesle Fatiha&#8217;yi okur o da tekrar eder böylece vazifesini yapar.<br />
* Şartlan yaparken gusülden sonra abdesti bozulsa, guslü tekrarlamaz yalniz abdestini yeniden alir. Kaldigi yerden devam eder.<br />
* Şartlari yapanlardan bilmeyenlere hatme, rabita talimati verilir. Sadatlarin isimlerini ezberleyenlere vird talimati da verilir. Istemeyenler talimat için zorlanmaz.<br />
* Şartlan yapanlann bir miktar yatip uyumaya çalişmasi lazimdir. Hiç uyumayanlarda en az 15 dakika yatar kalkar. Uyumak insanin elinde olmadigi için bir şey olmaz.<br />
* Şartlari yaparken uyuyakalip tamamlayamayanlar yeniden yapmalidirlar.<br />
* Şartlari yapacak kimse o gece şartlara başlamadan önce nafile ibadet yapabilir. Şartlar arasinda nafile ibadet yapmaz. Şartlan tamamlayip belli bir miktar uyuduktan sonra yapabilir. Ama o gece nafile ibadet yapmamasi daha uygundur.<br />
* Sadece kör olan kimseye talimat verilir, şartlar tam istenir.<br />
* Tarikat tazeleyen usta sofiler en kısa zamanda şartları yapmalıdır. Aksi takdirde zararlıdır.<br />
* Hiç yerinden kımıldamayacak kadar hasta olan kişi sekiz şartı yattığı yerden yapar. Abdest gusül yerine teyemmüm yapar su kullanmaz. Diğer maddeleride yattığı yerden yapar. Namazı ima ile kılar.<br />
* Sekiz şart yapmiş kadinin emzirdigi çocugu varsa mümkünse biberonla süt verir olmazsa emzirir.</p>
<p>RABITA</p>
<p>Rabıta kalbin mürşide bağlanmasıdır.<br />
* Rabıta &#8220;Sadık&#8221; larla beraber bulunmak demektir.<br />
* Rabıta Sadatlara kadar uzanan, onlara bağlayan manevi bir bağdır. Nasıl ki zahiren huzurlarına vanlıyorsa rabıta ile de onların huzuruna varılır.<br />
* Fayda ancak manevi tasarruf ve rabıta huzuru ile olabilir.</p>
<p>RABITANIN ÇEŞITLERI</p>
<p>a) Mürşidinden uzakta iken:<br />
* Gözler yumulur<br />
* 25 Estağfirullah denir, sofi kendisini mürşidinin huzurunda tasavvur eder. Mürşidinin suret ve hayalini (ruhaniyetini) gözünün önüne getirir. Sofi kendi iki kaşı arasında bir gözü varmış da oradan mürşidini görüyormuş gibi bir nurun ve feyzin kalbine veya ağzına aktığını,</p>
<p>daha sonra genişleyerek bütün vücudunu o nurun ve feyzin kapladığını düşünecek, devamlı olarak mürşidinden bütün letaiflere nisbet getirmeye çalışacaktır. Kafi miktar oturduğuna kanaat getirince 25 Estağfirullah der kalkar. Gözlerini açar. b) Mürşidinin Huzurunda Rabita Gözler yumulur 25 Estağfirullah denir.</p>
<p> Sofi mürşidinin huzurunda kalbini ALLAH (c.c.)&#8217;ın nisbetinden fakir görüp, mürşidini ise ALLAH (c.c.)&#8217;ın feyzi ve nisbeti bakımından çok zengin görecektir. Bu ilmi yakine kavuşan sofi kalbini mürşidinin önüne açarak devamlı olarak mürşidindeki feyze talip olacaktır. Sonra 25 Estağfirullah der gözünü açar.</p>
<p>RABITA EDEPLERİ<br />
* Rabıta abdestli olarak yapılır.<br />
* Rabıta anında abdest bozulursa rabıta terkedilir. Rabıta vakti çıkmamışsa tekrar abdest alıp rabıtaya oturulabilir.<br />
* Rabıta en az 5 dakika olmalıdır. Beş dakikadan sonra ne kadar devam edilirse o kadar menfaatli olur. Otuz, altmış dakika uzatılabilir.<br />
* Rabıta tamamen terkedilmemelidir. Az da olsa yapılmalıdır. .<br />
* Diğer manevi rabıtalar akşam ders rabıtasından başkadır.<br />
* Ders rabıtası akşamla yatsı namazları arasında yapılır. Fakat Ramazan ayında öğle ile ikindi namazları arasında yapılır.<br />
* Ders rabıtasını vaktinde yapamayanlar başka vakit yapamaz.<br />
* Rabıtanın kazası olmaz.<br />
* Seyahatte rabıta terkedilebilir, yapılması efdaldir.<br />
* Seyahatte taşit içerisinde (uçak-taksi-otobüste) ders rabitasi yapilabilir.<br />
* Mürşidini hiç görmemiş olanlara rabita talimati için mürşidinin resmi gösterilebilir.<br />
* Tarikat alıp sekiz şartı yapanlar rabıta talimatı alıp Öyle rabıta yapmalıdırlar.</p>
<p> Rabıtayı erkek ve kadınlar hepsi Seyyid Abdulba-ki (k.s.) hazretlerine yaparlar. (Bayanlar S. Abdülbaki Hz.lerinin yüzü yerine nur veya ayın parlaklığı gibi perdeli bir durumda rabıta yaparlar) Herhangi bir mazareti olanlar, konuşmaksizm gözü açik olarak rabita yapabilir. Acil işi olanlar (seyahat, nöbet mesai gibi) 25 estagfirullah çeker, gözleri açik olarak yaparlar. Yalniz bu sirada konuşmamalidirlar.</p>
<p>VİRD VE VİRDİN ADABI</p>
<p>Evrad-ı Nakşibendiyenin tümü, en büyük zarara sebep olan nefsi yoketmek (sindirmek) içindir. Virdde her Fatiha hediye edildiğinde sadatın ervahı orada hazır olur. Sadatın ervahı ile beraber Peygamber (s.a.v.) ve Al ve Ashabının da ervahı hazır bulunur.</p>
<p> Dolayısıyle sofi onlar tarafından tanınmış olur. Tanınınca da dar zamanlarında yardımına yetişirler, sevgileri kazanılmış olur, hatmede de böyle olur. Sofi günde iki defa bir hatmede bir de &#8220;vird&#8221; çekerken sadatın ruhaniyetini hazır edip nazarı altına girmelidir. Günde bir veya iki defa Sadatın nazarı altına giren kimse için korku olmaz. Sadâtı Nakşibendi onu bırakmaz. Peygamber (s.a.v,) onu yalnız bırakmaz.</p>
<p>VİRDİN ÇEŞİTLERİ</p>
<p>1-KÜÇÜK VİRD</p>
<p>Sadâtı Kiramın isimlerini ezberleyemeyenlere verilir.<br />
a) İhlası Şerife<br />
b) SubhanALLAHı Velhamdülillahi ve Lailahe illal-lahu VALLAHu Ekber, Vela havle vela Kuvvete illa Bil-lahil aliyyil Azim.<br />
c) Salavatı Şerife Başlangiçta zikirlerin herbirinden 70 şer adet verilir. Istendikçe her defa 20 şer 20 şer arttirilir. Her birisinden 700-1000&#8242;e kadar çikilabilir.<br />
*Çekimi vird adabına uygun olarak kıbleye doğru abdestli oturulur. nır. -Başlagiç ve sonunda 25&#8242;er Estagfirullah söyle-</p>
<p>1- Bu virdin tesbihatı dil iledir. &#8211; Başa örtü almak gerekmez.<br />
2- Lafza-i Celal Virdi: Abdestli olarak kıbleye dönülür. Başa bir örtü alınır. Adap üzere oturulur. Sonra şöyle tefekkür edilir. &#8221; Yarabbi ben günahkarım. Bunun için senin zikrini yapmaya layık değilim. Sonra gözler yumulur. Hafif bir sesle<br />
1. 25 estağfirullah denir.<br />
2. 8 fatihayı şerif okuyup sekiz şart adabında yazılı olduğu yerlere hediye edilir.<br />
3. 3-5 dakika mürşidine rabita yapilir.<br />
4. 5000 defa &#8220;ALLAH (c.c.)&#8221; demek.</p>
<p>Rabıtadan sonra:<br />
a) Ağız kapalı<br />
b) Dil üst damağa yapıştırılmış bir şekilde<br />
c) Kalbi olarak zikre başlanir. Zikir teşbihi kalb üzerinde sag elin baş ve orta parmaklan arasina alinir. Baş ve orta parmak uçlari bitiştirilip kalbin üstüne dokundurulur. Şehadet parmagi ile tesbih hareket ettirilir.</p>
<p> Her yüzün (teşbihin bir devri) sonunda &#8220;ilahi ente maksudi ve rizake matlubi&#8221; (ilahi dilegim zatinin sevgisi, amacim rizana kavuşmaktir.) denir. 4. Sonunda veya teşbihten kalkilmak istendiginde 25 Estagfirullah denir ve şöyle tefekkür edilir. Ya Rabbi, senin zikrini yaptim ama gafletle yaptim.</p>
<p>Sen kendi fazlin ve ihsaninla benden kabul buyur, der ve gözler açilir. Zikir için iki tesbih kullanır. Birisi piyasada satılan normal tesbih diğeri istenirse 50&#8242;lik sayı tesbihidir.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 3219 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 11 Kere Okunmustur  - Son Okunma 05 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe-8-sart.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Menzil &#8211; Tövbe &#8211; Tevbe</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 21:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hatme]]></category>
		<category><![CDATA[menzil]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tevbe edilir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tövbe alınır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl tövbe edilir]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh]]></category>
		<category><![CDATA[sofi]]></category>
		<category><![CDATA[tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe]]></category>
		<category><![CDATA[tovbe]]></category>
		<category><![CDATA[virt]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=720</guid>
		<description><![CDATA[Seyda hazretleri (k.s.) sağlam bir itikad bilgi sinden sonra fıkıh kaidelerinin (ilmihal bilgileri) iyice öğrenilmesini tavsiye eder, bundan sonra Nakşibendi adabının tam olarak uygulanmasını isterdi.
Kendi uygulamalarında ve yaşantısında hiç bir zaman Sünnet-i Şerife ve Şeriat-ı Garra&#8217;ya aykırı en ufak bir hareketi görülmezdi. Bilhassa kadınlarla erkeklerin bir arada bulunarak çeşitli faaliyetlerde bulunmaları, sohbetleri gibi zamanımızda dikkat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seyda hazretleri (k.s.) sağlam bir itikad bilgi sinden sonra fıkıh kaidelerinin (ilmihal bilgileri) iyice öğrenilmesini tavsiye eder, bundan sonra Nakşibendi adabının tam olarak uygulanmasını isterdi.</p>
<p>Kendi uygulamalarında ve yaşantısında hiç bir zaman Sünnet-i Şerife ve Şeriat-ı Garra&#8217;ya aykırı en ufak bir hareketi görülmezdi. Bilhassa kadınlarla erkeklerin bir arada bulunarak çeşitli faaliyetlerde bulunmaları, sohbetleri gibi zamanımızda dikkat edilmeyen uygunsuz davranışlar üzerinde çok dururdu.</p>
<p><span id="more-720"></span></p>
<p> Bağlılarından bunlara dair istismar edici şikayetlerin gelmesi onu çok üzerdi. Bu zamana kadar tarikatın saf olarak korunması şeriat ve tarikat adabına tam olarak riayetten dolayı olduğunu sık sık tekrarlardı. Nakşibendi tarikatının iman ve ümmet-i Muhammede mensubiyetten sonra üçüncü büyük nimet olduğunu birçok sohbetlerinde anlatmışlardı: &#8220;Nakşibendi tarikati hakikî ve paha biçilmez bir tarikattir.</p>
<p>Bundan istifade edip gayeye ulaşmak ancak tarikata uymayan şeylerden kaçinmak, tarikatin yolundan gitmek ve ALLAH (c.c.)&#8217;a ulaşmaya hedef edinmekle mümkündür. Kurallarina uyulursa, görecegi istifadeyi hiçbir şeyde göremez. Bu, insani ALLAH&#8217;a götüren en kestirme ve emniyetli yoldur. Ancak hakiki Nakşibendi olabilmek için, insanin tarikat adabina, şartlarina ve talimatlarina göre hareket etmesi, dikkatli rabita yapmasi lazimdir. Bu öyle büyük bir tarikattir ki daha henüz girilmeden bile insanda degişiklikler olmaya başlar. ALLAH muhabbeti kalblere dolmaya başlar, dünyadan yüz çevrilir.</p>
<p> Fakat tarikata girildikten sonra bu haller kuvvetlenmeye başlar. Dünya sevgisi kesilir, eski cimrilik, nefret, kin ve düşmanlik hallerinin kalmadigi, eski davranişların terkedildiği gözlenir. Arkadaş çevresinin degiştigini görür, huyu farklilaşir, halim olur, sabir ehli olur. ALLAH (c.c.)&#8217;ın bahsedildigi sohbetler her şeyden tatli olur, taât ve ibadet hoş gelir.</p>
<p>Nakşibendi olduktan çok kisa bir süre sonra yüzünü ALLAH&#8217;a döndürür. Hatta bazilari samimi olarak şeyhinin elini tutup tevbe ettigi andan itibaren, adap ve talimat almadan ALLAH (c.c.) evliyalari arasina karişir. Nakşibendi Tarikatinda olanlar, mensub olmayanlara baktigi zaman onlarin helal-haram demeksizin önlerine ne gelirse, hoşlarina ne giderse, almakta ve yapmakta olduklarim görüp fikih ve tarikattan haberleri olmadigini görüyor. Fakat tarikata girince, bunlan farkediyor, dikkat etmeye başliyor. Rabbine karşi vermiş oldugu söze: </p>
<p>&#8220;Ya Rabbi, ben pişmanim, yaptigim bütün günahlardan nadimim. Keşke yapmasaydim, inşaALLAH bir daha yapmayacagini &#8221;</p>
<p>ahdine sadik kalarak ALLAH (c.c.) Teala&#8217;nin dostlugunu gözetir. ALLAHu Teala&#8217;yla dostluk ise insani şeytanin şerrinden mutlak korur; zira tarikat-i aliyye&#8217;ye intisab eden kimse devamli zikirle meşgul oldugundan şeytan ona yaklaşamaz.&#8221;</p>
<p>Seyda hazretleri (k.s.) hakkinda en çok sarfedilen sözlerden birisi: &#8220;Niçin sohbet yapmiyor?&#8221; .idi. Hemen her zaman duyulan bu itham tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. İrşadının başlangıcından beri çevresinde bulunanların şehadetine göre ilk yıllarda akşam ile yatsı namazları arasında mazaretleri dışında cemaate düzenli olarak sohbette bulunurdu.</p>
<p> Bu durum ziyaretçilerin akın akın gelip, akşam namazından saatler sonrasına kadar süren tevbe ve tarikat telkinine kadar devam etmiştir. Şeyda hazretleri bundan sonra sohbet etmeye zaman bulamamıştır. Ancak özel durumlar veya seyahatlerde uygun anlarda nadiren sohbette bulunmuşlardır. Zaten kendiside daha Önceleri sohbetin zahiri sözlerinin değil manevi tasarruf gücünün Önemli olduğunu; esas gücün mürşid-i kamilin meclisteki cemaate tasarrufatıyla ortaya çıktığını söylemişti. Zahiri sözle tesir olsaydı vaiz ve hocaların kalabalık camilerdeki halka hitaplarının etkili olması gerektiğinden bahsederek şu şekilde buyurmuşlardı: &#8220;Sohbet bir eğlencedir.</p>
<p>Nasıl ki üç-dört yaşındaki çocukları lafla eğlendirirler, mükafatlandırırlar veya kandırırlar ise sohbette büyükleri cennetten bahsedip neşelendirmek, cehennemden bahsedip korkutmak içindir. Salikleri başlangiçta tarikata aliştirmak için sohbet yapilir. Esasta, hakiki Nakşibendi tarikatinda sohbet yoktu, sonralari bir rükün mesabesinde olan sohbete Sadati Nakşibendi çok fazla kiymet vermemişlerdir.</p>
<p> Irşad sohbetle degil manevi tasarruf iledir, Şayet irşad sohbetle olsaydi, binlerce vaiz, hatip ve konuşmasi güzel kimselerin birer mürşid olup irşad makaminda oturmalari icab ederdi. Tam tersine, Gavsi Hizani gibi zatlarin çok az sohbetle çok geniş kitleleri irşad etmeleri irşadin zahiri sözle degil, batini olan manevî tasarrufla oldugunun işaretidir. Sohbet ise manevî tasarrufa zemin hazirlayan, talipte alma gücünü kuvvetlendiren bir araçtir.</p>
<p> Zaten bu zamanın insanlarını sadatın himmeti ve manevî tasarrufu olmadan düzeltmek çok zordur. Çünkü fesad çoğalmış, her tarafı zorluk ve günahlar sarmıştır. İnsanın bunlara karşı direnme gücü olmadığı için Nakşibendiyye tasarrufu ve himmeti olmaksızın ALLAH&#8217;ın yolunu tutmak mümkün olmaz. Eskiden insana nefs ve şeytan düşman iken şimdi bütün alem insanın dinine ve imanına düşman olmuştur.</p>
<p> Bunlarla ancak Nakşibendi silsilesinin himmeti ve manevi kuvveliyle mücadele edebilir. İsteklilerin Nakşibendî Tarikatı Pakistan&#8217;da, Hindistan&#8217;da, Yernen&#8217;de bile olsa hiç durmadan oralara koşup tarikata intisap etmeleri icab ederdi. ALLAH dostluğunu kazanmak isteyenleri bu tarikatın ne kadar faydalı olduğunu çok iyi bilirler. Nakşibendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye ALLAH&#8217;ın rızasını kazanmaktır.</p>
<p> Peygamberin (s.a.v.) şeriatına tam ittiba ederek şu husus bilinmelidir; mak-sud tarikat değil ALLAH&#8217;ın zatı, ALLAH&#8217;ın dostluğudur. ALLAH&#8217;ın rızası kazanılınca insanda hiçbir noksanlık kalmaz, dünya ve ahiretin iyikleri ona verilir. Dünyadaki mükafatlardan daha önemlisi ahiret hayatındaki güzelliklerdir; ebedi olarak rahat, huzur, saattet ve nihayet Cemalullah&#8217;a kavuşmaktır.&#8221;</p>
<p>Seyda hazretleri Nakşibendi tarikatinin başlangicinin Hz. Ebubekir Siddik (r.a.) hazretlerine dayandigini, onun da bu yolun adab ve talimatini Hz. Resulul-ah&#8217;tan talim ettigini söylemiş ve şöyle anlatmiştir:</p>
<p> &#8221;Bu öyle bir tariktir ki insanın amelinde riyanın eseri bile bulunmaz. Zira yapılan görevler kişinin kendisi ile Rabbi arasında kalır, hiç kimse sırrına vakıf olamaz, hatta ALLAHu Teala&#8217;nın meleklerinin bile, haberi olmaz. Sevap yazmakla görevli olan meleğin haberi olmadığı için yapılan amelleri hesap defterine geçiremezler. O ALLAH&#8217;ın ilminde ve emanetinde kalan gizli bir mal olduğu için varlık duygusuna yol açmaz, hayırları batıl etmez. Ancak kıyamette Alemlerin Rabbi açıkladığı zaman bilinir.</p>
<p> Gavs hazretlerinin cahil, ilimden nasipsiz bir müridi vardı. Bir gün Gavs hazretlerine: &#8220;Kurban, kalben zikir yaptığım zaman melekler yazmıyorlar. Fakat sesli zikir yapıp salavat getirdiğimde meleklerin yazı yazarken kalemlerinin sesini duyuyorum. Tekrar kalben zikire geçtiğimde sesleri duyamıyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Bunu saflığından, bilmediğinden söylüyordu. Gavs hazretleri: &#8220;Doğrudur, kalpten yaptığın gizli zikri ALLAHu Teala&#8217;nın melekleri yazmazlar. İnsanın ağzından çıkmayana kadar onlar yazmazlar, fakat yapılan zikirde melekler yazmadı diye kaybolmaz. Kıyamete kadar ALLAHu Teala&#8217;nın yanında emanette kalır.&#8221; buyurdular.</p>
<p>Nakşibendi de esas insanın kalbidir. Yapılacak zikirse onun ıslahıdır, kalbin çalışması içindir. Çalışmaya başlayan kalb aynen saate benzer, sahibi başka işlerle meşgul olsa bile o saat gibi çalışmasına devam eder. Çalışmıyorsa da sahibine fayda temin etmez. Aynı zamanda kalbi çalışanın durumu, dükkanı dolu olup kazancı çok olana benzer ki çalışmaya başlıyan kalbi, her vakit devamlı olarak ALLAH&#8217;ın zikriyle meşgul eder.</p>
<p>Bir saniye, bir dakika bile boş durup gafil olmaz. Halbuki boş olanın durumu da dükkanı boş olana benzer. Kalbi bir dakika zikrederse geri zamanı boş geçer, haliyle kendisine de bir dakikalık zikir yazılır. Radyo evi çalıştığı zarnan nasıl açılan her radyodan ses çıkarsa, çalışmadığı zaman akşama kadar radyoyu açık bıraksan ses gelmezse, vücudun radyoevi olan kalb ALLAH&#8217;ın zikrini yaptığında bütün vücutta onunla zikreder.</p>
<p> Şayet kalb ölüyse tüm vücutta ölüdür. Bu tarikatta zikirlerin hepsi hafidir (gizlidir), aleni (açıktan) hiçbir şey yoktur. Vird, Rabıta, Teveccüh, Hatme ve diğer zikirlerin hepsi gizlidir, insanın Rabbi ve kendisi arasındadır. Tarikatı Nakşibendide mürid tevbe alıp intisab edince Alemlerin Rabbi mürşidin ervahından bir tane halkeder.</p>
<p> O devamlı müridle olur, kalbine tasarrufta bulunur. İsterse milyonlarca mürid bulunsun ALLAHu Teala o kadar ervah yaratır. Bu Alemlerin Rabbi için zor değildir. ALLAHu Teala dostları olan Sadat-ı Nakşibendi için binlerce, hatta onbinlerce ervah yaratır ve böylece tasarrufta bulunmalarına izin verir. Mürşid-i kamil Cenab-ı Hakkın izniyle ve yardımıyla ervahı vasıtasiyle müridin durumundan haberdar olur.</p>
<p>Günah işlemeye yellenmez, namaz vakti uykudan uyanama-yınca şeytan musallat olunca ALLAHu Teala&#8217;nın bildir-mesiyle müridi görür, ikaz eder ve mani olur.</p>
<p>Buraya kadar sayılan sebeblerden dolayı ve günahlardan sakınıldığı, halkın menfaat gördüğü ve onunla ALLAH&#8217;ın yoluna girilip talibinin çok olması dolayısıyla Nakşibendi Tarikatına devamlı hücum edilmektedir.</p>
<p> Bal arısı nasıl tatlıya konuyorsa, tabiatıyla bu tarikata da saldırı olacaktır. Fakat şu ana kadar eksilme olmadan sürmüştür ve sürecektir. Tarikatı Nakşibendiye hakkında Şeyda Hazretle-ri&#8217;nin zaman zaman belirtmiş olduğu görüşlerini aktardıktan sonra bu yolu talebedenlerden uyulması istenen edeblerden kısaca bahsetmek istiyoruz.</p>
<p>Zira tarikatın anası edebdir, insan ALLAH-u Teala&#8217;ya ancak edeble erişir, erişemeyende edebi terkettiğinden erişemez, bilinen sözdür: &#8220;Vusulsuzlük, usulsüzlüktendir (erişememek, kuralsızlıktandır.)&#8221; denmiştir. Bundan dolayı tarikata giren bir talibin aşağıda sayılan adaba uygun hareket etmesi menfaati icabıdır: Tarikatten gaye kendi nefsini ıslah etmek ve ihla-sı kazanmak içni Muhabbetullahı tahsil etmektir. Bu işin temeli ise MUHABBET VE GAYRET&#8217;tir.</p>
<p>Şah-i Nakşibend (k.s.) hazretlerinin açikladigi gibi bu yolda kemâl derecesine erişmek için bütün vaciplere uyulacak, bid&#8217;atlardan, ruhsatlardan kaçinarak haram ve mekruhlardan sakınılacaktir. Bu tarîk batil ve şeriate muhalif saçma sapan sözlerden uzaktir. Eğer şeriat hududu tesbit edilmemiş olsaydı,.nefs ve şeytanin bizi aldatacagi muhakkakti.</p>
<p>Lakin şeriatin hududuna tecavüz etmek muhabbet ve gayrete ziddir. Bu nedenle şeriat hududunu aşmak veballerin enbüyügüdür. Şeriatin emirleri oldugu gibi tarikatin da adaplari vardir. Bu kurallara uymak lazimdir. Batil şeyler ihdas edip asliyette olmayan bid&#8217;atlari çikarmak en büyük ahlaksizlik ve en büyük adapsizliktir.</p>
<p>Her şeyin bir kanunu bir nizami vardir.</p>
<p>*Tarikâtında kanunu vardır. Tarikat edep erkandır.<br />
*Sofi edepli olmalıdır. Tasarrufa şekle degil, edeple erişilir.<br />
*Aksi haller kalbe zararlıdır.<br />
*Dergaha ziyarete gelenler Şeyh hazretlerinin elini incitmeden yumuşakça tutmali ve incitmemelidir.<br />
*îlk gelişte ve dönüşte olmak üzere ancak iki kez elini öpmelidir. Aksi haller kalbe zararlidir.</p>
<p>TEVBE VE ADABI</p>
<p>Tevbe, çok kıymetli bir lütfü ilahidir. Gönülden pişmanlik duyup tevbe eden kimsenin seyyiati (kötülükleri) ALLAH (c.c.) tarafindan silinip yerine miktarmca hasenat (iyilik) yazilir. Bütün günahlari hayra tebdil edilir. Kalben değilde sadece dille yapılan tevbe için ikinci bir defa tevbe etmek gerekmektedir.</p>
<p>TEVBENİN ŞEKLİ</p>
<p>&#8220;Ya Rabbi yapmış olduğum bütün günahlarımdan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşALLAH bir daha ben yapmayacağım. Ben kabul ettim. Seyyid Abdul-baki hazretlerini (k.s.) kendime şeyh kabul ettim&#8221; denilir.</p>
<p>TEVBENİN ADABI</p>
<p>* Tevbenin vakti ve özel bir yeri yoktur. Her zaman ve her yerde verilebilir.<br />
* Her gün tevbe alınabilir. Yalnız bu âdet haline getirilmemelidir.<br />
* Tevbe alırken kıbleye dönmek adaptandır.<br />
* Şeyh hazretlerinden uzak yerde bulunanlar yilda bir tarikat tazeleyebilirler.<br />
* Mürşidinden çok uzakta olan vekillerde bir yildir gelmiyorlarsa birbirinden tevbe alabilir, tarikat tazeleyebilir.<br />
* Kadınlara tevbe, perde veya kapı arkasından verilir.<br />
* Erkek vekil kendisine nikahı düşmeyen (anne, teyze, kızkardeş, hala gibi) kadınlara el tutarak tevbe verebilir.<br />
* Kadın vekiller de kendisine haram olmayan (koca, evlat, kardeş gibi) erkeklere tevbeyi el tutarak verebilir.<br />
* Mazereti olanlar (hastalık, fakirlik, yaşlılık, izin alamamak gibi) yılda bir tarikatını, 20-30 günde bir tevbesini vekiller yanında tazeleyebilirler.<br />
* Namazını kasden terkeden, büyük günahlardan birini işleyenler vekiller yanında hiç beklemeksizin tevbesini tazeleyebilir.<br />
* Kadın vekiller özel hallerinde sadece tarikat verebilir. Rabıta-hatme yapamaz. 8 şart, rabıta, vird, hatme talimatlarını verebilir. Diğer kadınlarda rabıta, vird hatme yapamaz.<br />
* Namaz kılmayı bilen buluğa ermiş ve ermemiş çocuklara da tevbe verilir.<br />
* Cinli veya perili olanların namaz kılabilecek kadar normal olanlarına tevbe verilir. Daha ağır durumdakilere tevbe verilmez.<br />
* Sarhoşa sarhoşkende tevbe verilebilir.<br />
* Başka tarikatta olanlara veya hiç bir tarikata mensup olmayanlara isterlerse tevbe ve tarikat verilir.<br />
* Hatmede zikir taşlan ortaya gelmişken tevbe Istemek adapsizliktandir.<br />
* Zaruret halinde abdestli olmadan tevbe alınıp verilebilir.<br />
* Şeyh hazretlerinden bir günde birden fazla tevbe ve tarikat tazelemek zararlidir. Uzun bir müddet sekiz şarti (20-30 gün gibi uzun bir zaman) geciktirenler de yapmalidir. Veya yeniden tarikat almalidir.<br />
* Tevbe eden sağırsa, okuma yazma biliyorsa kağıda yazılıp eline verilir, dille tekrarlayarak yapar. Dilsizler kalben yapar. Okuma bilmiyorsa tevbe verilebilir. Tevbe alan dilsizse tevbeyi kalbi olarak yapacaktır.<br />
* Ölüm anında da olsa kişiye tevbe verilir.<br />
* Erkek vekiller kapı veya perde arkasından tevbe verirken kadının da tevbeyi cehri söylemesinde bir mahzur yoktur.<br />
* Vekil olmayan bir sofinin tevbe ve tarikat vermesi geçerli değildir.<br />
* Şeyhten uzakta olan sofiler vird, rabita, hatme veya rüyada gördüklerini başkalarina söyleyemezler, vekile söyleyebilirler.</p>
<p>BÜYÜK TEVBEYI TAZELEMEYİ GEREKTİREN HALLER</p>
<p>Tevbe eden kimse madem ki (bir daha ben yap-mıyacağım) diye söz veriyor. ALLAH (c.c.)&#8217;la olan ahdine sadık kalmalı sözleşmeyi unutmamalıdır.<br />
* Tevbeyi bozdum ben bu yoldan, yani tarikattan çıktım diyen tarikat tazelemelidir.<br />
* Lafza-i Celal virdi esnasında cezbesiz bilerek ve açıktan sesli olarak 3 defa zikreden tarikat tazelemelidir.<br />
* Cehri zikrin her türlüsüne 3 defa katılan veya 3 ayrı mecliste açık zikir yapanlar tarikatını tazelemelidir. Lakin açık zikre katılıp da açıkta zikretmeden sessizce oturana tarikat tazelemek icabetmez.<br />
* Büyük-küçük günahları helal kabul edip işleyenler (yani kişiyi imandan çıkaran her halde o kişi) imanını, nikahını, tarikatını tazelemelidir.<br />
* Gereksiz yere tarikat tazelemek adapsızlıktır. Büyük günah işleyenler, namazi mazeretsiz terkedenler tarikati tazelemelidirler</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 343 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 2 Kere Okunmustur  - Son Okunma 05 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/menzil-tovbe-tevbe.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/allah.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/allah.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 23:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[mümin]]></category>
		<category><![CDATA[naksı]]></category>
		<category><![CDATA[naksıdır]]></category>
		<category><![CDATA[sümeyye]]></category>
		<category><![CDATA[tecrit]]></category>
		<category><![CDATA[yasir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=718</guid>
		<description><![CDATA[Örnek alip sümeyye ile Yasirden
Ben coktan gectim can ile serden
cefa gelsede yedi kat yerden
ben yinede ALLAH derim

Etselerde beni yer ile yeksan
Korkum yok ne sülükten nede kurttan
Tecrit edip beni sürseler yurttan
Ben yinede ALLAH derim
Yasaklar yolumu sogutmak icin güya
Islam nurunu tamamlayacak sen devem et görmeye rüya
bana deselerde vaz gec sana kalsin dünya
Ben yinede ALLAH derim
Yara olur yasanmassa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Örnek alip sümeyye ile Yasirden<br />
Ben coktan gectim can ile serden<br />
cefa gelsede yedi kat yerden<br />
ben yinede ALLAH derim</p>
<p><span id="more-718"></span></p>
<p>Etselerde beni yer ile yeksan<br />
Korkum yok ne sülükten nede kurttan<br />
Tecrit edip beni sürseler yurttan<br />
Ben yinede ALLAH derim</p>
<p>Yasaklar yolumu sogutmak icin güya<br />
Islam nurunu tamamlayacak sen devem et görmeye rüya<br />
bana deselerde vaz gec sana kalsin dünya<br />
Ben yinede ALLAH derim</p>
<p>Yara olur yasanmassa gönülde islam<br />
kanunlar desede ciplaga beraat kapaliya idam<br />
cennet ucuz degil raziyim kirbacta vursan<br />
Ben yinede ALLah derim</p>
<p>Kayalar yigsalarda üzerime dagdan<br />
Her azam ALLAH der vaz gecmem ben ondan<br />
Muradimdir doldurmak ömrümü sevap ile hayirdan<br />
Ondandirki her daim ALLAH derim</p>
<p>karun etseler yinede taviz vermem<br />
Bir iki mason icin kalkip islami yermem<br />
Yolumuz NAKSIDIR kardes kusurunu görmem<br />
Zorla göstersende yinede ALLah derim</p>
<p>ALLAH yolunda gidenler görür cefa<br />
Haramdir mümine dünyada zevk ile sefa<br />
Kolum kanadim kirilip kopsada<br />
Ben yinede ALLAH derim</p>
<p> </p>
<p>Kaynak : Atalay Yiğit  <a href="http://www.sofisirinbaba.tr.gg">www.sofisirinbaba.tr.gg</a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 623 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 1 Kere Okunmustur  - Son Okunma 03 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/allah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cezbe ne demektir?</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/cezbe-ne-demektir.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/cezbe-ne-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 21:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[asr-ı saadet]]></category>
		<category><![CDATA[cc]]></category>
		<category><![CDATA[cezbe]]></category>
		<category><![CDATA[deviş]]></category>
		<category><![CDATA[feyz]]></category>
		<category><![CDATA[hayırlı amel]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi feyz]]></category>
		<category><![CDATA[kamil]]></category>
		<category><![CDATA[manevi güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[mirid]]></category>
		<category><![CDATA[mubarek]]></category>
		<category><![CDATA[sofi]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=708</guid>
		<description><![CDATA[Müridler, Allah Teala&#8217;yı zikrederken zaman zaman kendilerinden geçerler. Bunun sebebi ilahi feyizlerin
çokca gelmesidir. Varidat da denilen bu ilahi feyizler, müridi tesiri altına alınca onu sarsar. Bu yüzden mürid,
bağırır veya anlaşılmaz sözler söylemeye başlar. Bu sözler, müridin yaşadığı manevi güzelliklerin kendi bedeninde, ruhunda, gönlünde ve kalbinde aksetmesidir.

Günümüzde bazı sofilerin cezbeye yakalanmaları, başkaları tarafından anlaşılmayabilir veya derviş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Müridler, Allah Teala&#8217;yı zikrederken zaman zaman kendilerinden geçerler. Bunun sebebi ilahi feyizlerin<br />
çokca gelmesidir. Varidat da denilen bu ilahi feyizler, müridi tesiri altına alınca onu sarsar. Bu yüzden mürid,<br />
bağırır veya anlaşılmaz sözler söylemeye başlar. Bu sözler, müridin yaşadığı manevi güzelliklerin kendi bedeninde, ruhunda, gönlünde ve kalbinde aksetmesidir.<br />
<span id="more-708"></span><br />
Günümüzde bazı sofilerin cezbeye yakalanmaları, başkaları tarafından anlaşılmayabilir veya derviş kendisine yazık ediyor, diye görülebilir veyahut mürid aşırılığa kaçıyor, bu kadar günahla nasıl cezbeye tutuluyor şeklinde değerlendirilebilir.</p>
<p>Hiç şüphesiz sofi, kamil bir veli ise cezbesi haktır, doğrudur. Zira kamil velilerde bu durum görülmüştür.<br />
Ancak onlar, gönüllerinde bunu bir zevk hali olarak kazanç değil, Allah yolunda bir vesile ve rahmani bir hediye olarak görülmüşlerdir.</p>
<p>Cezbe, her an devam eden bir durum değildir. İnsanoğlu her ne kadar günahkar olsada zaman zaman Allah Teala&#8217;nın rahmetini ve ilahi feyizleri üzerine çeken ibadetler de yapabilir. Allah&#8217;ın rızasına uygun ameller işleyebilir. O zaman Allah Teala da o kuluna mükafat verir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v)sahabe-i kirama şöyle hitap etmiştir:</p>
<p>&#8220;Hiç şüphesiz sizler, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, emrolunduğunuzun onda birini bıraksanız imanınız tehlikeye girer. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanlar, emrolunduğunun onda birini yerine getirseler imanlarını kurtaracaklardır.&#8221;</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hadiste görüldüğü üzere, hayırlı bir amel işleyeni kurtulmuş olmakla müjdeliyor. Bu Asr-ı Saadet&#8217;ten bugüne kadar küfür ve şirkten kurtulmuş, İslam ile şereflenmiş insanlar için büyük bir müjde ve şereftir. Özellikle bu zamanda!&#8230;</p>
<p>Sofiler, dervişler Allah Teala&#8217;yı anmak için bir araya gelmişler ve ilahi feyizleri talep etmişler; ardından Allah&#8217;ın rahmeti inmiş ve mürid de bundan etkilenmiştir.</p>
<p>Bir mürid düşünün !&#8230;</p>
<p>Kamil bir velinin huzurunda Allah Teala&#8217;nın ikram edeceği ilhi feyiz ve bereketi istiyor&#8230;</p>
<p>Bir derviş düşünün!&#8230;</p>
<p>Günahtan kaçan samimi müslümanların arasına sadece Allah Teala&#8217;yı zikretmek için katılıyor&#8230;</p>
<p>Bir mürid düşünün!&#8230;</p>
<p>Allah&#8217;ın sevdiği kullarıyla her an beraber oluyor ve affedilmeyi bekliyor; hiç amelim yok, belki bu duruşum ve onlar arasına katılışım hayırlı bir amelim olur diyor&#8230;</p>
<p>Ne güzel&#8230; Ne mübarek&#8230;Ne mutlu ona!&#8230;</p>
<p>Bunlar geçmişte olmuştur, gelecekte de yaşanacaktır.</p>
<p>İşte büyük hadis imamı ve Nakşibendi yolunun büyük velilerinden Şeyh Nablusi Şerhu&#8217;l-Divan adlı eserinde şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Cezbe, yaşanan bir manevi güzelliktir. Bazı zahir alimleri, kalbin manevi hazzını yaşamıyorsa bu, yok anlamına gelmez. Çünkü cezbe, kalbinAllah Teala korkusu ve sevgisinden meydana gelen huşunun tesiridir.&#8221;</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;Allahım! Huşu hali olmayan bir kalbe sahip olmaktan sana sığınırım.&#8221;</p>
<p>Hiç kuşkusuz. sofilerin cezbe esnasında bağırmaları da kalpte huşunun olgunlaşması ve bu halin dışa yansımasıdır. Nitekim ağlama, bayılma, bağırma, yere yığılıp kalma,bazı sözler söyleme gibi durumlar sahabe-i kiram arasında da görülmüştür. Bunlar manevi bir coşkudur. İlahi feyizler ve manevi ikramlar karşısında bir nevi sevinçtir. Bu sevinç anlatılmaz, ancak yaşanır.</p></div>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 618 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 0 Kere Okunmustur  - Son Okunma 05 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/cezbe-ne-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haydi Sofiler Hatmeye</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/haydi-sofiler-hatmeye.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/haydi-sofiler-hatmeye.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 21:26:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dergah]]></category>
		<category><![CDATA[hatme]]></category>
		<category><![CDATA[mürid]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta]]></category>
		<category><![CDATA[rabıta nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sofi]]></category>
		<category><![CDATA[vird]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=705</guid>
		<description><![CDATA[Cok önemli bir husus var Sofiler.

Saniyoruz ki bazen, hatme sadece topluca yapilan bir zikirdir, ne zaman dergaha gidilirse o zaman yapilir.
Aksine, hatme, vird gibi, rabita gibi, günlük müridin ilacidir tedavisidir, bu 3 ilaci almazsa iyilesemez hasta kalir.
Bu yüzden imkani dahilinde, hatme-i hacegana aile efradlariyla veya kimse yoksa, yalniz basina yapmasi lazimdir.
Bizler hastayiz, önce hasta oldugumuzu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Cok önemli bir husus var Sofiler.</div>
<div><span id="more-705"></span></p>
<p>Saniyoruz ki bazen, hatme sadece topluca yapilan bir zikirdir, ne zaman dergaha gidilirse o zaman yapilir.<br />
Aksine, hatme, vird gibi, rabita gibi, günlük müridin ilacidir tedavisidir, bu 3 ilaci almazsa iyilesemez hasta kalir.<br />
Bu yüzden imkani dahilinde, hatme-i hacegana aile efradlariyla veya kimse yoksa, yalniz basina yapmasi lazimdir.<br />
Bizler hastayiz, önce hasta oldugumuzu ve tedavi olmamiz gerektigini kabul etmek zorundayiz.</p>
<p>Rabita sonuç itibariyle mürsidinin boyasiyla boyanmaktir, onun haliyle hallenmektir ( ne kadar kuvvetli olursa ).<br />
Vird nefis terbiyesine götürür ama uzun yillar gerektirir.<br />
Hatme de ise, her yapilisinda Allahin izni Sadatlar himmetiyle müridden bir kötü sifat alinir.</p>
<p>Yani söyle bakacak olursak, vird uzun yillar sürüyor.<br />
Rabita&#8217;nin süresi çoook önemli bagliligi da elbette, oda zamanla halden hale sokuyor.<br />
Ama hatme berekettir, her yapilisinda bir kötü sifatin gitmesidir, Rasulullah s.a.v efendimizin Sadati Kiram efendilerimizin tesrif etmesidir. Bizler onlara hediye gönderiyoruz, Onlarda bizlerde bulunan manevi hastaliklara sifa mahiyetinde hediyelerle geliyorlar. Bu ne büyük bir nimettir elhamdülillah. Bundan kim mahrum kalmak ister ki?</p>
<p>Nefs ve seytan ikilisinin oyunu çok. Herseye bir bahane ariyor. Vakti zamaninda bizde yalniz hatme yapamayiz veya ezberleyemedik bahanesiyle hatmelerimizi aksattik <img src='http://www.uslanmazbilisim.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Eger sofi yalnizsa hatme duasini bilmiyorsa bile kendinin her gün hatme yapmasi gerekir.</p>
<p>Hatme duasini ezbere bilen biri varken, bilmeyenin yaptirmasi adapsizlik olur tabi onuda unutmayalim.</p>
<p>Aile efradinda sofi bulunan var ise ve ezberlememisse, yine ayni sekilde onlarida tesvik ederek hatmeye oturabilirler.</p>
<p>Vallahi sadatlar himmetiyle yaptirarak ezberlemek çoook kisa sürüyor. Herseyden evveli niyyet ettik Allah c.c. rizasi için dusturuyla baslanirsa o hatmeye, öyle himmet ediyorlar ki, elhamdülillah.</p>
<p>Sofi sonuçta niyetini almis oluyor, hem hatme yaptirmak için hem bu vesileyle ezberleyebilmek için.</p>
<p>Ve Son olarakta, Seyda Hz.lerinin k.s.a Sofilerine söyledigini hatirlayalim insaAllah;</p>
<p>&#8220;Bir sofi hatmeden çiktiginda sorsalar nerden geliyorsun diye, sofi deseki RASULULLAH (sav) efendimizin huzurundan geliyorum, biraz önce onun meclisindeydim dese ve yemin etse kefaret gerektirmez, dogrudur..&#8221;</p></div>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 166 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 0 Kere Okunmustur  - Son Okunma 01 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/haydi-sofiler-hatmeye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOFİLİK</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofilik.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 21:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abdulkadir-i geylani ks]]></category>
		<category><![CDATA[görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[k.s]]></category>
		<category><![CDATA[şah-ı hazne]]></category>
		<category><![CDATA[sofilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[Bir defasında Gavs-ul azam abdulhakim k.s zamanında mubareğin sofilerinden biri gayet üzgün ve sıkıntılıdır mubarek sofinin bu halini görür ve o sofiye hitaben şunları nakl eder

&#8221; Bizler neden üzülüyoruz neden dertleniyoruz neden sıkıntılıyız Allah cc Hz.leri bize acımış ve bizi Şah-ı Hazne k.s gibi bir dostunun dergahına göndermiş bizim elimize mendil alıp oynamamamız lazımdır&#8221;
Cenab-u Hak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir defasında Gavs-ul azam abdulhakim k.s zamanında mubareğin sofilerinden biri gayet üzgün ve sıkıntılıdır mubarek sofinin bu halini görür ve o sofiye hitaben şunları nakl eder</div>
<div><span id="more-701"></span></div>
<p>&#8221; Bizler neden üzülüyoruz neden dertleniyoruz neden sıkıntılıyız Allah cc Hz.leri bize acımış ve bizi Şah-ı Hazne k.s gibi bir dostunun dergahına göndermiş bizim elimize mendil alıp oynamamamız lazımdır&#8221;</p>
<p>Cenab-u Hak cc bizlere acımış ve büyük bir lütufta bulunup hem bizi ümmet-i muhammed kılmış hemde Gavs-ı sani gibi bir dostunun dergahına göndermiş inan oynasak yeridir kurbanım</p>
<p>Amma velakin ! Doktorun verdiği reçeteye uymamız gerekir yapamasakta yapmaya çalışmalıyız bununla ilgilide inş. yine Evliyaullahtan nakledelim</p>
<p>Abdulkadir-i Geylani k.s zamanında mubarek dergahta sofilerle sobet etmektedir ve sofilerden birine emir verir evladım dışarıda bizim deve var onu dergahın damına çıkart buyurunca . Sofi cevaben aman efendim koca deveyi dergahın damına nasıl çıkarırım merdivende yok diyince mubarek tamam evladım sen dışarıda bekle buyurur sofi üzgün dışarı çıkar daha sonra başka bir sofiye aynı görevi verir sofi derhal efendim diyip dışarı fırlar mubarek arkasından başka bir sofiyi gönderir git bak bakalım nasıl yapacak bize bildir der bir müddet sonra bakmak için gönderilen sofi döner derki efendim gittim baktım devenin altına girmiş ön ayaklarını omuzundan aşırmış deveyi yerden kaldırmaya çalışıyor ama kaldıramıyor der mubarek tebessüm ederek ilk başta itiraz eden sofiyi çağırır işte sofi SOFİLİK BUDUR verilen göreve hemen itiraz etmeyeceksin yapamasan yapmaya çalışacksın..</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 168 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 1 Kere Okunmustur  - Son Okunma 05 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofilik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gavsı sani Hz.lerinin (k.s) Hz.İsa ve Dünya ile ilgili sohbeti</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/gavsi-sani-hz-lerinin-k-s-hz-isa-ve-dunya-ile-ilgili-sohbeti.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/gavsi-sani-hz-lerinin-k-s-hz-isa-ve-dunya-ile-ilgili-sohbeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 21:16:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gavs sani hz]]></category>
		<category><![CDATA[hatma]]></category>
		<category><![CDATA[hatme]]></category>
		<category><![CDATA[Hz isa]]></category>
		<category><![CDATA[secde]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=699</guid>
		<description><![CDATA[Gavs Sani Hz. leri hatme sonrası gözlerini kapatıp biraz bekledikten
sonra sohbete devamla buyurdular;

Dünyada gelmiş geçmiş insanlar içinde en fakiri İsa a.s dı. Allahu Teala
c.c. onun gibi fakirini ne hulketti ne de edecektir.Yiyeceklerinin yüzde
sekseni otlardandı.
Bir gün çöle çıktı, uzakta çok güzel bir kız gördü.Üzerinde altın, zümrüt
vardı ve elbiseleri altın sırmalıydı. Bu kız çok güzeldi. Hz. İsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Gavs Sani Hz. leri hatme sonrası gözlerini kapatıp biraz bekledikten<br />
sonra sohbete devamla buyurdular;<br />
<span id="more-699"></span><br />
Dünyada gelmiş geçmiş insanlar içinde en fakiri İsa a.s dı. Allahu Teala<br />
c.c. onun gibi fakirini ne hulketti ne de edecektir.Yiyeceklerinin yüzde<br />
sekseni otlardandı.</p>
<p>Bir gün çöle çıktı, uzakta çok güzel bir kız gördü.Üzerinde altın, zümrüt<br />
vardı ve elbiseleri altın sırmalıydı. Bu kız çok güzeldi. Hz. İsa a.s ona<br />
aşık oldu.Kızın peşinden koştu. O yaklaştıkca kız da uzaklaşıyordu.<br />
Hz. İsa onu bir türlü yakalayamıyordu. Kız dönüp Hz.İsa a.s.,</p>
<p>-Sen şimdi beni yakalayamazsın ama seneye bugün, bu saatte, bu dakika<br />
bu saniye burada olursan o zaman sana varacağım ve sendan hiç ayrılma-<br />
yacağım. Dedi.</p>
<p>Hz.İsa a.s. ona çok aşık olmuştu. Hiç aklından çıkmıyordu. O günden sonra<br />
saniyeleri dakikaları, günleri,ayları saymaya başladı. O gün, o saat, o<br />
dakika, o saniye orada oldu. Gördü ki o genç güzel kızın yerine yaşlı,<br />
vücudu kurtlanmış bir kadın vardı. O kadından çok sıcak havada ölmüş<br />
bir hayvandan gelen kokunun on katından daha fazla koku geliyordu.</p>
<p>Hz.İsa şaş kaldı şok oldu. Bu kadından kaçmaya başladı. O kaçtıkca<br />
kadın da bir türlü peşini bırakmıyordu. O bir peygamberdi. Hemen secdeye kapandı.</p>
<p>-Ya Rabbi bu nedir? dedi.</p>
<p>Allahu Teala c.c. da Hz.İsa a.s.&#8217;a</p>
<p>-Ya İsa o dünyadır. Önce çok güzel bir kız gibi gözükür ama sonrası o<br />
yaşlı kadın gibidir. Bulaştımı bir kere peşini bırakmaz. Kalbe inerse<br />
çıkması zordur. Dünya kemalindedir ama bu dünyayı ahiret için kullanırsa<br />
o zaman tamamdır. Çok çalışmak, çok gayret etmek ve sadık olmak<br />
lazım.</p></div>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 135 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 0 Kere Okunmustur  - Son Okunma 05 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/gavsi-sani-hz-lerinin-k-s-hz-isa-ve-dunya-ile-ilgili-sohbeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sofi &#8211; Sufi Nedir ?</title>
		<link>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofi-sufi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofi-sufi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 21:06:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EnginDeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl sofi olunur]]></category>
		<category><![CDATA[sofi]]></category>
		<category><![CDATA[sofi ne]]></category>
		<category><![CDATA[sofi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sufi]]></category>
		<category><![CDATA[sufi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uslanmazbilisim.com/blog/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[Sûfînin kalbinde hiçbir kir ve kötülük olmaz. (Ferîdüddîn Şeker Genç)
Sôfîlerin kulağı, Allahü teâlânın zikrinden başka bir şey duymamalıdır. (Şems-i Tebrîzî)
Sôfî, safâ üzere saf elbise giyendir.
Resûlullah yolunda, izinde yürüyendir.
Arzularını yenen, cefâyı zevk edinen
Dünyâ lezzetlerini gerilere itendir.
(Ebû Ali Rodbârî)
 Tasavvuf felsefesine bağlı olan (kimse), °mutasavvıf.

Bu Yazı Toplam 120 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 0 Kere Okunmustur  - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 10px; line-height: 150%;" align="justify"><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Sûfînin kalbinde hiçbir kir ve kötülük olmaz. (Ferîdüddîn Şeker Genç)<br />
Sôfîlerin kulağı, Allahü teâlânın zikrinden başka bir şey duymamalıdır. (Şems-i Tebrîzî)<br />
Sôfî, safâ üzere saf elbise giyendir.</span></p>
<p>Resûlullah yolunda, izinde yürüyendir.</p>
<p>Arzularını yenen, cefâyı zevk edinen</p>
<p>Dünyâ lezzetlerini gerilere itendir.<br />
(Ebû Ali Rodbârî)<br />
 Tasavvuf felsefesine bağlı olan (kimse), °mutasavvıf.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu Yazı Toplam 120 Kere Okunmustur - Yazı Bugun 0 Kere Okunmustur  - Son Okunma 03 September 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uslanmazbilisim.com/blog/sofi-sufi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
